Eddington, küçük bir kasabada yaşanan gerçekten etkileyici ve düşündürücü bir olayın hikayesini anlatıyor. Kasabanın şerifi ile belediye başkanı arasında başlayan bir anlaşmazlık var ve bu tartışma giderek büyüyüp kasabanın tüm halkını ikiye bölüyor. Filmde bu çatışmanın nasıl bir toplumsal krize dönüştüğünü çok iyi görebiliyorsunuz. Yönetmen, bu süreci çok başarılı ve gerçekçi şekilde anlatıyor; bu kriz anında insan psikolojisine, kutuplaşmanın etkilerine ve sosyal bağların kopuşuna odaklanıyor. Bize aslında, küçük anlaşmazlıkların nasıl hızla büyüyüp büyük yıkımlara sebep olabileceğini gösteriyor. Film sadece gerilim dolu değil, aynı zamanda toplumsal eleştiri.