Film, Grace adında genç bir annenin hikâyesini anlatıyor. Grace, kocası Jackson ile Montana’daki izole bir eve taşınır. İlk başta huzurlu görünen bu taşra hayatı, Grace’in postpartum depresyon ve psikoz benzeri ruhsal sorunlarla mücadele etmeye başlamasıyla karanlık bir hal alır. Sessizlik, izolasyon ve içsel çatışmalar, Grace’in psikolojik çöküşünü besleyen önemli unsurlar olarak öne çıkar. Film, doğum sonrası ruh sağlığı sorunlarını (özellikle postpartum psikoz) merkezine alıyor. Kasabanın kuytu doğası ve izole ev, karakterin yalnızlığını ve zihnindeki evrimi vurgulamak için sembolik bir alan haline geliyor.